Sayfalar

23 Ocak 2014 Perşembe

La Chinoise - Çinli Kız - Jean Luc Godard


Fransız Yeni Dalgası’nın usta isimlerinden Jean-Luc Godard‘ın yönetmenliğini yaptığı sinema filmi “La Chinoise“, 1967 senesinde vizyona girdi. Çekimleri Fransa’da yapılan film, Türkçe’ye ‘Çinli Kız’ olarak çevrildi. Filmde Almanya doğumlu aktris Anne Wiazemsky, Fransız aktör Jean-Pierre Léaud, Fransız aktris Juliet Berto ve Michel Semeniako gibi isimler rol aldı. Hollywood’un karşı cephesinde yer alan Godard’ın Marksizm-Maoizm mesajları veren filmi “La Chinoise”, bir grup üniversite öğrencisi arasında geçer.

Beş kişilik bir arkadaş grubu, dönemin siyasetle ilgilenen ve olaylara kayıtsız kalmayan öğrenci modellerinden oluşmaktadır ve neredeyse her biri ayrı bir siyasi duruşu temsil etmektedir. Devrim seslerinin arasında şekillenen grubun lideri Veronique, grubun en aktif eylemcisi rolündeyken, diğer dört kişi de ayrı görüş ve yaklaşımları temsil etmektedir. Aralarındaki bu farklılıklar gerçek hayattaki siyasetin sembolik bir yansımasıdır. 


LA CHİNOİSE KIZILI 
Godard’ın Politikası                                                 JACQUES RANCIERE-FILM FABLES’den çeviren,                     

                                                                                                                                      Burcu Tetik-Elif Balam Sızan
(Tam Metin için: Academia.Edu)
Godard’ın La Chinoise’da ortaya koyduğu sinematografik pratiğinin politikasını nasıl anlayabiliriz? Bu konudaki görüşler solun akımları ve karşı-akımları tarafından az çok izlenmektedir. İlk gösterime girdiğinde gerçek Maoist militanların sadece karikatürü olmakla, ciddi bir tasviri olmamakla suçlanmış olan film, daha sonraları hem Mayıs 68 olaylarının dâhice bir sezinlemesi olarak hem de burjuva gençlerinin Maoizmin etkilerine geçişinin ve disiplin ile terörizmin geri dönüşünün vurucu etkilerine şeffaf bir bakış olarak değer görmüştür. 
Filmin ya da karakterlerin aslen iyi Marksistler olup olmadıkları sorusu yalnızca ilginç değil, aynı zamanda yanlış bir sorudur, çünkü böyle bağlılık ilişkileriyle hiçbir yere gidemeyiz: bunun yerine bakmamız gereken şey uyumluluktur. Godard “Marksistleri” ya da Marksizm anlamına gelen şeyleri filmleştirmez, Marksizmle birlikte sinema yapar. O, “bir film yapımda” dediği zaman, bu söz birçok farklı biçimde anlaşılmalıdır. La Chinoise bizi setine davet eder, filmin çekimini izliyormuşuz izlenimi uyandırır. Ve ayrıca filmin kendisinin sinemaya dönüşünde ve “play acting”inde Marksizmi izliyormuşuz izlenimi uyandırır, gerçek Marksizmi. La Chinoise’deki play acting’i izlerken aynı zamanda mizansenin sinemada ne anlama geldiğini de görürüz.


Filmin merkezinde iki kırmızı nesne vardır, Küçük Kırmızı Kitap ve Marksist-Leninist Defterler, renklerine bağlı olarak bu iki obje dayanışma ve çelişki arasındaki ilişkiye vekâlet eder. Küçük Kırmızı Kitap, birbirinden bağımsız birçok ilkeyi derlemektedir; Kültür Devriminde rol oynayan bu ilkeler ya kendilerine yürekten bağlılıktan ortaya çıkmış ya da toplanma çağrısında basitçe ortalığa saçılmış ilkelerdir. 
Marksist-Leninist Defterler Ecole Normale Superieure’in öğrencilerinin Marksist dergisidir, bu sofistike militan dergiden ödünç alınan parçalar, Red Godard tarafından teorik kaynakları olduğu kadar pratik kabul edilebilirlikleri de göz önüne alınarak seçilmiştir. Bu dergi, görme, konuşma ve okumanın yeniden öğreniminin Althusseryen projesini, Marksist retorik ve jestlere çevirmiştir. Godard’ın metodu, bu operasyonun koşullarını birbirinden ayırarak dağıtmaktır. Bu yolla Althusseryen pedagoji, Maoist retorik ve jestlerin mizanseni için ilke haline gelir. Böylece filmin, görme, duyma, konuşma ya da Küçük Kırmızı Kitap ya da Pekin Bildirgesi’nden söz konusu sözleri okumayla ilgili olduğu düşünülebilir. Ama aynı zamanda bir okul kitabında resimlenen hikâyeler ve örneklere benzer şekilde yazılmış, okunmuş ve kullanılmış ifadelerle aynı biçimde, öğrenmekle ilgilidirler. La Chinoise, filmle film üzerine bir pratik olduğu kadar, Marksizm üzerine Marksizmle yapılan bir alıştırmadır.

Sürrealist metot, diyalektik metodu kendi içinde destekler. Bu da metaforun figürünü, figüre karşılık gelen şeyle değiştirir. Karşılaştırma, metaforun katılımını böler. Mao’nun düşüncelerini ‘bizim kızıl güneşimiz’ olarak anlatmak yerine, karşılaştırma, bu düşünceleri güneşin yanında görmemizi ve duymamızı sağlar. Karşılaştırma, metaforun gücünün bir araya gelmesini engeller: bu bizim sözleri duymamızı, görüntüleri kendi ayrımında görmemizi sağlar. Yine de bu bir ütopik ayrım aracılığıyla değil, ifadeleri ve görüntüleri kendi sorunsal ilişkileri çerçevesinde anlamakla söz konusu olur. Daha sonradan bu, şunun gösterimi meselesi haline gelir: 
Devrimci mücadele bir imgeyle temsil edilebilir; Mao Tse Tung’un düşünceleriyle silahlanmış bir grup, art arda dizilmiş söylevlerin ve jestlerin aranjmanını temsil edebilir. Maoist söylemi yorumlamak için onu temsil ettiği bu yolda yaşamak gerekir. Yani, sözleri görülebilir ve duyulabilir kılmak için tüm temsil biçimleri açısından kendimize yardım etmemiz ve bir anlamlandırma çabasında olmamız gerekir.

Godard bunları filmde renkleri çarpıcı biçimde kullanışıyla yapılandırır. Tuvalin ya da projeksiyon ekranının beyaz arka planını asla birbirine karıştırmadığı üç temel renkle –kırmızı, mavi ve sarı- düzenler. Bu üç renk öncelikle temsil edilen objeleri simgeler: kırmızı, Mao’nun bayrağı ve düşüncelerini; mavi, Çinli işçilerin üniformalarını; sarı ise ırkı. Ayrıca bunlar temel renklerdir, bu saf üç renk ton, nüans ve gerçekliğin karmaşası anlamını taşır, yani metafordur. Delauze’un ifade ettiği, Godard’ın ise her zaman kullandığı kategoriler şeması işlevi görür. Bu, “basit şeyler”in yeniden öğrenilmesi, kategorik olarak kurulması ve yansıtılması demektir. Renklerin bu kullanımı, Godard’da da sürekli olduğu gibi bir konunun bir renk ile kullanıldığında en güçlü hale gelmesiyle ilgilidir. Daha önce, politik masal “Made in USA”de kullandığı kırmızı-beyaz-mavi gibi. La Chinoise, bir düşünce hattı olarak tamamen renklerle ilgili aparatlarla yapılandırılmış kırmızı hakkında bir filmdir, bu yapılandırma sadece beyaz duvarlar arasında ne olduğuyla ilgili değil, ayrıca içerisi ve dışarısı arasındaki ilişki ile de ilgilidir. Dışarısı gerçekliktir, söylediklerine karşılık gelen imgedir. 
Kaynak : https://www.academia.edu/3639116/JACQUES_RANCIERE-FILM_FABLES-La_Chinoise_Kizili_Godardin_Politikasi

La Chinoise - Mao Mao Şarkısı


La Chinoise Filmi:

08710 from D3epBlackFanthom on Vimeo.
Sinema Günlükleri Facebook

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder