Üstelik kasabada hiç kimse kaba güce karşı çıkmak için kılını bile kıpırdatmaz: Ne kasabanın eşrafı, ne yargıç, ne rahip... Ne bir "saloon" işleten eski sevgilisi, ne yardımcısı, hatta ne de karısı... Herkesin düşüncesi birdir: Eşkiyaya karşı çıkmak sana mı kaldı? Çek git karınla birlikte, bırak bu haydutların hakkından kanun gelsin. Ama kanun ortalarda yoktur. Yaşlanmaya başlamış yorgun şerif Kane, yeni kanun gücü gelinceye kadar hala kanunun temsilcisidir. Her şeye ve herkese karşın, görev duygusu şerif Kane'i iş başına çağırmaktadır. Çünkü kaba güce, yaşamlarımıza el koymaya kalkan haydut ve eşkiyaya direnmezsek, onları ilerde gelmesi olası yasa gücüne havale edip 'bana dokunmayan yılan bin
yaşasın' dersek, her şeyden önce insanlığımızı da yadsımış olmaz mıyız? İnsan toplum halinde yaşayan insan, herkesin birey olarak görevini yerine getirmesi gereken, bireysel sorumlulukla toplumsal sorumluluğun ayrılmaz biçimde birleştiği bir düzen kurmazsa ne olur? Kaba güce karşı direnmek, yaşamımız kadar onurumuzu da korumak zorunda değilmiyiz? İşte tüm bunlar ve daha başka şeyler....Pauline Kael'e "western türü, üstü örtülü yurttaşlık dersleri için bahane olarak kullanılmış" dedirten bir ayrıksı film...."ATİLLA DORSAY - 100 YILIN FİLMİ (Remzi Kitabevi)
Film Senatör McCarthy'nin o yıllarda ABD'de başlattığı Komünist "cadı avı" karşısında entellektüellerin suskun kalmasının bir alegorisidir. Aydınların kurtarmaya çalıştıkları halk tarafından anlaşılamayıp yalnız bırakılmasının da bir alegorisidir. Gariptir ki filmin senaristi ve yapımcısı Carl Foreman da senatörün Komünist kara listesine girmekten Hollywood'un en ateşli Anti-Komünistlerinden biri olan filmin başrol oyuncusu Gary Cooper sayesinde son anda ama geçici olarak kurtulmuştur. Foreman daha sonra İngiltere'ye kaçmak zorunda kaldı.
"High Noon" üzerinde en çok inceleme yapılmış western filmlerinden biridir. Hollywood'un sağ kanadının en ünlü kovboyu John Wayne, aciz kalan bir şerifin kasaba halkından yardım dilenmesi teması karşısında dehşete düşmüş ve cevap olarak Howard Hawks'la birlikte bu filmin tam bir antitezi olan Rio Bravo (Kahramanlar Şehri) (1959) filmini çevirmiştir.
"Kahraman Şerif" Tam 7 dalda aday gösterildiği Oscar ödüllerinden "en iyi aktör", "en iyi kurgu", "en iyi müzik" ve "en iyi orijinal şarkı" dallarında 4 tanesini kazanmıştır. Ayrıca filme aralarında Altın Küre ve Bodil ödüllerinin de olduğu 11 ödül daha verilmiştir. Film, 1989'da ABD'de "kültürel, tarihi ve estetik olarak önemli" filmler arasına seçilerek Kongre Kütüphanesi'nin "Ulusal Film Arşivi"nde muhafaza edilmesine karar verilmiştir.
John Wayne bu film için "şimdiye kadar seyrettiğim en Amerikan karşıtı film" demişti.[6] Wayne aciz kalan bir şerifin kasaba halkından yardım dilenmesi teması karşısında dehşete düşmüş ve cevap olarak Howard Hawks'la birlikte bu filmin tam bir antitezi olan Rio Bravo (Kahramanlar Şehri) (1959) filmini çevirmişti. O filmde Şerif (John Wayne) kasabalıdan yardım istemek şöyle dursun, yardım tekliflerini de kabaca geri çeviriyor ve kendi işini kendi hallediyordu.
Etkin bir liberal demokrat olan ve "cadı avı" ve kara listeye şiddetle karşı çıkan Gregory Peck, Gary Cooper'dan önce kendisine teklif edilmiş olan Şerif Will rolünü geri çevirmekle hayatının en büyük hatalarından birini yaptığını söylemişti.
Şerif Will rolünün teklif edildiği aktörlerden biri olan Henry Fonda da, politik eylemlerinden dolayı tam kara listede olmasa da şüpheliler listesinde bulunduğu için (gri liste) rolü kabul edememişti.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder